koşmak | Dini güzel sözler - Dini, güzel, veciz, hikmetli sözler ve menkýbeler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz
islami bilgiler

#12

Peygamber (s.a.v) efendimiz ayağı şişince ye kadar namaz kılardı. Bizlerin ise dünyanın peşinden koşmaktan ayaklarımız şişiyor.

 

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#623

Fahri-i Kâinat Efendimiz, Ramazan-ı Şerif ve mübarek Kadir gecesi yaklaşırken yapılacak en önemli ibadetin tövbe olduğunu bildiriyor. Bir de bazı şeyleri yapmamayı şart koşuyor. Yoksa tövbeden mahrum olurlar, buyuruyor. Bunlar:

  • Allah’a ortak koşmak
  • Din kardeşlerine kin tutmak
  • Ana-babaya eziyet etmek
  • Akrabalarla ilişkiyi kesmek
  • Sihir ve kehanetle uğraşmak
  • İçki, yalan, faiz ve zinaya devam etmek

#687

Riya, Allah Teâlâ’ya bir çeşit şirk koşmaktır. İhlâs ise amelin kâbulüne delil ve imanın icabıdır. Oyun ve eğlence meclislerine devam etmek, Kuran’ı unutturur. Oralara şeytan gelir ve oralar insanı her türlü taşkınlığa sevk eder. Kadınlarla çok oturup kalkmak kalpleri saptırır. Gözler kadınlarla oturup kalkılan meclislere kayar. Buralar şeytanın tuzaklarıdır.

#1052

Şahitlikte yalan yere yemin etmek yalanların en çirkinidir. Müslüman, en çok sevdiği, kendisine en yakın hissettiği insanın aleyhinde de olsa, doğruyu söylemekten çekinmemelidir. Akrabalık veya taraftarlık gibi bağlar sebebiyle birinden korkması veya birine olan aşırı rağbeti insanı haktan ayırmamalıdır. Bu hususta Yüce Allah (c.c) şöyle buyurur:

“Ey iman edenler. Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Şahitlik ettikleriniz zengin veya fakir de olsalar adaletten ayrılmayın. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır, onları sizden çok kayırır. Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer şahitlik ederken gerçeği çarpıtırsanız veya şahitlikten çekinirseniz bilin ki şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Nisa, 135)

Hz. Ebu Bekir (r.a) nakleder: Hz. Peygamber (s.a.v) üç kez tekrarlayarak “Size büyük günahların en büyüklerini haber vereyim mi?” diye sorarak şöyle buyurdu: “Allah’a ortak koşmak, anne-babaya isyan etmek, insan öldürmektir.” buyurdu. Hz. Peygamber bunları söylerken yanı üzerine yaslanıyordu, doğrulup şunları ilave etti: “Dikkat edin, yalan söylemek, yalan yere şahitlikte bulunmak da bunlardandır.” Bunları o kadar tekrarladı ki, keşke sükût etse, diye temennide bulunduk.”

#1152

Sultân-ül-Ârifîn Bayezid-i Bistami vefât ettikten sonra, büyüklerden biri kendisini rüyâda görüp; "Allah-ü Teâlâ sana ne muâmele eyledi." diye sordu. Buyurdu ki: "Beni toprağa koydukları zaman bir ses duydum ki; "Ey Bâyezîd! Bizim için ne getirdin?" diyordu. "Yâ Rabbî! Sana lâyık hiç bir iyi amel yapamadım. Huzuruna lâyık hiçbir şey getiremedim, ama şirk de getirmedim." dedim.

#1352

Dünyalık elde ederek mutlu olma peşinde koşan insan mutluluğu hiçbir zaman tam olarak yakalayamaz. Çünkü isteklerin sonu yok ve sahip oldukça tatmin duygusu değil, tatminsizlik büyüyor. Gerçek zenginliğin kanaat olduğu gerçeğini insanlık bir kez daha yeniden öğreniyor.

#1358

Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekersek orada onu biçeriz. Ömrümüz boyunca insanların hizmetine koşmuş, onların sıkıntısını gidermişsek, Allah'da mahşer günü bizim sıkıntımızı giderir. Hüzünlü bir kalbi serinletmişsek, Yüce Rabbimiz de o bütün kalplerin dehşetle titrediği gün bizim kalbimizi ferahlatır.

Yardımın büyüğü küçüğü olmaz. En ufak iyiliğimizin bile çok büyük mükâfatı vardır. Gün gelir, dünya hayatında tattığımız lezzetler, aldığımız zevkler sona erer. Bugün sıkıntı gibi görünen insanlar için uğraşlarımız, o gün yanımızda azığımız olur.

#1647

Gerçek âlimleri arayıp bulmamız gerekiyor. İşte onları fark ettiren bazı alametler:

1-Gerçek âlimler ilimleriyle amel ederler. Sünnet-i seniyyeye titizlikle riayet eder. İstikamet üzere olurlar.

2-İnsanlar onları gördüklerinde Allah’ı hatırlar. Ciddi, mahzun ve ağırbaşlıdırlar. Halleri ile meclislerinde bulunanları şüpheden yakîne, riyadan ihlâsa, dünyaya rağbetten zühde, benlikten alçakgönüllülüğe, düşmanlıktan dostluğa sevk ederler.

3-Sükût etmeyi konuşmaktan daha çok sever, cedelden kaçınır, insanlara taati ve kalpleriyle meşgul olmayı tavsiye ederler.

4-Fetva hususunda tedbirlidirler. Acele etmez, ağır ve çekingen davranırlar. Dinin ana kaynaklarından dayanak bulmuşlarsa cevap verir, aksi halde “bilmiyorum” derler. Eğer kendi ictihat veya reyi sorulursa, daha iyi bilenlere havale ederler.

5-Sahip oldukları ilmi emanet bilir, ona en küçük bir leke bulaştırmadan, gölge düşürmeden kendisinden sonra gelenlere aktarmanın endişesini taşırlar.

6-İlmiyle dünyalık peşinde koşmaz, dünya hayatını iktisat üzere yaşarlar.

7-Kendi sahaları dışında kalan makbul ilimleri küçümseyip yermezler.

8-İnsanları Rabbinin yoluna, salih ameller işleyerek, hikmetle, güzel öğütlerle çağırırlar.

9-Bir ortamda dinin yanlış ve çirkin saydığı bir şey varsa oraya girmez, oradaki faaliyete katılmazlar.

#1966

Mal mülk sevgisi gönle girerse, gönlü ifsad edip insanı dünya peşinde koşturur.







Etiketler