Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz
islami bilgiler

 

İraşe’den Mekke’ye gelen bir adam deve satıyordu. Müşteriler içinde Ebû Cehil de vardı. Ebû Cehil, ada­mın devesini beğenip satın aldı. Ancak götürdüğü de­venin parasını getirmedi. Deve sahibi beklemekten usanınca parasını almak için vasıta aramaya başladı. Etrafa bakınırken Kabe’nin yanında toplanmış olan müşrikleri gördü, yanlarına varıp ricada bulundu:

Sizin büyüklerinizden olduğu söylenen Ebû Cehil benden deve satın aldı, ama paramı getirmedi. Ben kö­yünde işi gücü olan bir adamım. Ne olur araya girin de paramı versin, bir an evvel köyüme gidip işime gücüme bakayım.

Müşrikler düşünmeye başladılar. Kimse ortaya çı­kıp da, “Hakkını Ebû Cehil’den alman için vasıta olu­rum,” diyemedi. Ortalıktaki sessizliği bir müşrikin alaycı sözleri bozdu. Şöyle diyordu müşrik:

Şu ilerde namaz kılan bir adam var, onu görüyor

musun? Onun adına Muhammed (sav) derler. Sen O’na git, O’ndan ricada bulun. Zira O, Ebû Cehil’le çok yakın dosttur. Hakkını alır, bir an evvel köyüne dönmeni sağ­lar.

Hiçbir şeyden haberi olmayan deve sahibi yabancı, gösterilen tarafa doğru ümidle gitti. Arkasından müş­rikler gülüşmeye başladılar. Yine bir cümbüş çıkacak bakın, diye alay ettiler.

Mâsum adam, namaz kılmakta olan Resûlüllah’ın yanına varıp derdini aynen anlattı:

Ebû Cehil devemi alıp götürdü, parasını da getir­medi. Ben buranın yabancısıyım, kimim, kimsem yok, ne olur vasıta olsanız da paramı alıp beni çocuklarımın yanına elimde parayla gönderseniz.

Resûlüllah Hazretleri fakir köylünün kimsesiz hâli­ne acıdı. Çoluk çocuğunun neler beklediğini düşündü. Hemen ayağa kalkıp işaret etti:

Benimle gel, senin hakkını almak için Ebû Cehil’in kapısını çalacağım.

Durumu uzaktan seyreden müşrikler, yeniden gü­lüşmeye başladılar.

İçlerinden birini olup biteni anlaması için peşlerine takmak istediler.:

Git, Ebû Cehil’i Muhammed’e nasıl hakaret ede­ceğini gözlerinle gör, sonra da gel bize zevk ile anlat, dediler.

Adam peşlerine takılıp tâkibe başladı.

Resûlüllah Aleyhisselâm, Ebû Cehil’in kapısına gelmiş ve sert yumruklarla kapıyı vurmuştu. İçerden bir ses geldi:

Kim o?

Ben Muhammed'im.

Anlamadım, sen kimsin?

Resûlüllah Hazretleri sesini daha da sertleştirerek cevap verdi:

Ben Muhammed’im!

Birkaç dakika sonra kapı yavaşça açıldı. Gözleri faltaşı gibi açılan Ebû Cehil, karşısında Resûlüllah’ı görünce ne yapıp, ne diyeceğini şaşırdı. Resûlüllah’ın îkazı başında patladı:

Bu kimsesiz adamın parasını hemen ver. Bunu almak için geldim buraya! Resûlüllah’ın omuzlarına doğru gözleri dikilmiş olan Ebû Cehil kekeleyerek cevap verdi:

Derhal, derhal. Sadece bir-iki dakika bekleyin o kadar!..

Evin içteki odasına giden Ebû Cehil, devenin para­sını getirip adama bir, iki diyerek saydı, borcunu öde­di. Sonra da titreyen sesiyle:

Tamam mı? diye sordu. Kimsesiz adamın tamam işaretinden sonra hemen kapıyı kapayıp kilitledi. Garip köylünün yüzü gülmüş, çocuklarına hediye alarak gi­deceği hayâli kendini sevindirmişti. Doğruca müşrik topluluğunun yanına vardı. Gönderdikleri zâtın Ebû Cehil’den hakkını aldığını söylerek, o zâta karşı duydu­ğu sevgiyi anlattı. Şaşıran müşrikler birbirlerine bakar­ken gönderdikleri adam da gelip köylünün söyledikle­rini aynen te’yid etti.

Muhammed, Ebû Cehil’den tek kelime ile parayı aldı, ben de hayretle seyrettim durumu, dedi.

Bir de baktılar ki, pürtelâş Ebû Cehil de kendileri­ne doğru geliyor. Kızgınlıklarını yenemeden çıkıştılar:

Ey Ebû’l-Hakem, sana ne oldu ki, Muhammed’in karşısında tek kelime itirazda bulunmadan istediğini hemen yaptın, köylünün kendisine sevgi duymasına sebeb oldun. Biz seni Muhammed’den korkmaz sanır­dık!

Ebû Cehil hâlâ üzerinden atamadığı hayretle cevap verdi:

Ben, Muhammed’den aslında korkmazdım, ama bu defa korkulacak bir durumla karşılaştım. Vallahi deve parasını değil, evimdeki paranın tümünü de iste­se kuzu kuzu verecektim.

Hayrola ne gördün?

Ne olacak, aslan.

Ne aslanı?

Ne aslanı olacak, Muhammed’in aslanı.

Neredeydi bu Muhammed’in aslanı?

Omuzları üzerinde. Kapıyı açıp da bakınca Mu­hammed’in omuzları üzerinde oturmakta olan aslanı şu iki gözlerimle gördüm. Âdeta bana doğru fırlamaya hazırlanmış halde bekliyor, Muhammed’in bir işaretine bakıyordu. Paraya itiraz edecek olsaydım, bir işaretle üzerime atılacak, beni parça parça edecekti. Bunun için köylünün parasını tek kelimeyle verip aslandan kurtuldum.

 



Hızlı Sayfa Navigasyonu



Etiketler